Samsun Araştırmaları
Bu Sitede Ara




SAMSUN FORUM
ZİYARET EDİNİZ



Free Counter
Atatürk ve Samsun Belgesel Filmini İndirip İzleyebilirsiniz.

" Ben Samsun' u ve Samsun halkını gördüğüm zaman memlekete ve millete ait bütün tasavvurlarımın, kararlarımın herhalde yerine getirilebilir olduğuna bir defa daha kuvvetle inanmıştım. "
20 Eylül 1924
Mustafa Kemal ATATÜRK

İÇİNDEKİLER

» Ana Sayfa
» Arşiv
»GENEL
»KÖŞE YAZILARI
»ÜNLÜLER
»VESİKALAR
»FOTOĞRAFYA
»SÖYLEVveDEMEÇLER
»HABER
»K.ve T. Varlıkları
»NOSTALJİ
»Samsun Velileri
»Samsun Paraları
»ŞİRKETLER
»HARİTALAR
»TÜRKÜLERİMİZ
»M. MÜCADELE
»SPOR

»SİGARA

İLÇELERİMİZ

»MERKEZ
»Alaçam
»Asarcık
»Ayvacık
»Bafra
»Çarşamba
»Havza
»Kavak
»Lâdik
»Ondokuzmayıs
»Salıpazarı
»Tekkeköy
»Terme
»Vezirköprü
»Yakakent

Geçmişten Geleceğe SAMSUN

» Ana Sayfa
» Arşiv

DESTEK VERENLER



















İrtibat İçin, samsunblog@gmail.com




Powered by Mcan
S.Muratcan KOŞAR

İndeks


1. Sayı  : Geçmişten Geleceğe SAMSUN  http://samsun01.blogcu.com/archive/

2. Sayı  : SAMSUN Araştırmaları  http://samsun03.blogcu.com/archive/

3. Sayı  : Bizim SAMSUN  http://samsun05.blogcu.com/archive/ 

4. Sayı  : Kare Kare SAMSUN  http://samsun07.blogcu.com/archive/ 

 

 

 

 


Tarih: , 21/5/2007 Kategori: Genel
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Bugün, Tek Yürek Samsun'dayız.


 

www.blogcu.com/samsun05

 

 

 

 


Tarih: , 19/5/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Türk Kurultayı / SAMSUN


 

 

Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin Grup konuşması (28 Mart 2000)

Hatırlanacağı gibi, bu yıl Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayları zincirinin 8. halkası tamamlanmış bulunmaktadır. Bu Kurultay, katılımcılar, komisyon çalışmalarında ele alınan konular ve sonuç bildirgesiyle Türk Dünyası’nın geleceğine ilişkin olarak çizilen ufuk bağlamında son derece başarılı geçmiştir. Emeği geçenleri ve değerli katılımcıları huzurlarınızda bir kez daha kutluyorum.

 

Rahmetli Başbuğumuz’un uzak görüşlülüğünün bir eseri olan bu kurultay, Türk Dünyası’nın temsilcilerini her yıl bir araya getiren önemli bir platformdur. Türk Dünyası’nın en güçlü ortak sesi olması, Türk Kurultaylarını anlamlı ve önemli kılan en belirgin özelliğidir.  

 

Yalnız, kurultayların böyle bir niteliğe haiz bulunması, onların fonksiyonel olması için yeterli olamamaktadır. Hükümetlerin, parlamentonun, aydınlarımızın ve medyamızın meseleye topyekûn sahip çıkması gerekmektedir.  

 

Türkiye’nin bölgesel bir güç olmasını, siyasi ve ekonomik açıdan uluslararası saygınlığı ve etkinliğinin artmasını arzulayanların ve önemseyenlerin böyle bir etkinliğe daha fazla destek olması şarttır. Destek yetersizliğinin yanında, bazı çevreler de bu etkinliği ya görmezlikten gelmekte ya da küçümsemektedirler. Sadece ülkemizin değil, Avrasya’nın geleceği bakımından da düşündürücü olan bu yaklaşımların değişmesi lazımdır.  

 

Bizler, çok farklı kültürel ve toplumsal şartların varlığına, aralarında ciddi tarihi sorunların yaşanmış olmasına rağmen Avrupa’nın her açıdan büyük entegrasyonu gerçekleştirmeye çalışmasını onaylayıp, Türk Dünyası’nın işbirliği ve dayanışma çabalarını küçümseyenleri anlamak da güçlük çekiyoruz.  

 

Unutulmamalı ki, Türkiye’nin eşit ve adil bir ortağı olacağı Avrupa Birliği hem Avrupa hem de bütün Avrasya için nasıl kazanç ise; Türk Dünyasının refah, istikrar ve barış üzerine temellenmiş birlikteliği de, aynı şekilde Avrupa ve hatta bütün insanlık için çok önemli bir kazanç olacaktır.

 

İşte, Türk Kurultaylarının temel amaçlarından biri, büyük Türk kültür coğrafyasında gelişecek böyle bir işbirliği ağının zihni altyapısını hazırlamak, müşterek bir bilincin gelişimine katkı sağlamaktır. Bizim çabamız ve dileğimiz, Türkiyemizin böyle bir tarihi ve evrensel ideale öncülük etmesidir. Hangi fikirden olursa olsun her Türk aydınının, medyamızın ve üniversitelerimizin meseleye karşı duyarlı bir yaklaşım içinde olmasıdır. Ülke olarak başarıya ulaşmamızda, böyle bir desteğin ve duyarlılığın değeri şüphesiz çok büyüktür.  

 

Yeni yüzyılın ilk Türk Kurultayı’nın, geçen yüzyılın başında yeniden diriliş mücadelemizin meşalesinin yakıldığı Samsun’da toplanması bu açıdan anlamlı olmuştur. Ancak, medyamızın konuya yaklaşımı ve ilgisi daha canlı ve sürekli olduğu takdirde, inanıyorum ki, ülkemizin stratejik çıkarlarına yönelik toplumsal bakış açısı da daha duyarlı ve zengin bir noktaya taşınmış olacaktır. 

 

/Dr.Devlet Bahçeli  /Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı 

http://www.belgenet.com/secim/anayasad_b07.html


 

Kızılderililer Akrabımız mı?

Samsun'da üç gündür süren 8. Türk Kurultayı'na Kızılderililer de davet edilmişlerdi. Ancak toplantıdan iki gün önce mazeret beyat eden Kızılderili delegeler, Samsun'a gelemedikleri için TÜDEV Genel Sekreteri Atilla Şimşek'e üzüntülerini bildirdiler. Kızılderililerin Türk Kurultayı'na geleceği yolunda çıkan haberler Samsun'a gazeteci akını sağladı. Peki Kızılderililerin Türk kurultayında ne işleri var?  Yoksa Kızılderililer de Türk mü? Bu konuyu Kurultay delegeleri arasında "Çapraz Ateş"e aldık.

  

Amcaoğlumuz olurlar!

Kurultay'ın düzenleyicisi TÜDEV Genel Sekreteri emekli topçu albay Atilla Şimşek, "Bu konunun uzmanları var, ben tarihçi değil" gibi ihtiyat cümlelerinin arkasına tam siper yaptıktan sonra şöyle dedi: "Yüzde 100 Türktürler! Siu kabilesi Türkçe su anlamına geliyor. Kızılderili çadırlarına baktığımız zaman kurt figürleri görürsünüz. Türkler'de de kurt çok önemlidir biliyorsunuz. Türkler M.Ö. 10 - 12. YY'da Alaska ve Japon adaları üzerinden Amerika'ya geçtiler."

 

Bu konuda araştırmaları olan Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan ise doğrudan "Kızılderililer Türktür" demekten kaçınıyor. Ancak arada bağlar bulunduğunu bilimsel verilere dayanarak ileri sürüyor: "Amerika'da 25 yıl kaldım. İlk kez 1954'te One America adlı kitapta Türkler ile Kızılderililerin kültür ve tarih bakımından çok eskiye dayanan akrabalıkları bulunduğunu okudum. Türk olduklarını değil. Bizim Macarlarla olduğumuz gibi Kızılderililer ile akraba olduğumuzu iddia ettim. Kızılderililer Bering Boğazı yoluyla göçmeden önce hepsi Sibirya'da yaşarlardı. Göçmeyenler kısmen Aral gölüne doğru gelmiş, Ural dağlarından gelme Alpin ırkıyla karışmış ve biz Türkler (ön Türkler) doğmuş... 2 bin yıl sonra bu kez Altay dağlarında karışmış ilk Türkler (Hunlar) meydana gelmiş." "Akrabalık aynılık değil mi?" "Hayır, amcaoğlu gibi oluyoruz!"

http://www.hitportal.net/archive/index.php?t-423.html

 


 

Türklerde Öküz

Etimolojik açıdan "Oğuz" kelimesinin Öküz kelimesiyle ilişkili olduğuna dair ortaya atılan iddiaların da önemle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Nitekim, Samsun’da yapılan 8. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'na katılan Çuvaşistan'lı delegelerle ( İlya İvanov ve arkadaşları ) yaptığımız sohbette, "Türklerin Bozkurt' tan önceki milli sembollerinden birinin "Öküz" olduğunu, kendilerinin de bu sebeple "Öküz" sembolünü - Nevruz Şenlikleri - gibi çok önem verdikleri bayramlar başta olmak üzere çeşitli ortamlarda kullandıklarını " ifade etmişlerdir. Çin kaynaklarında milattan önceki asırlarda yaşayan Türk kabileleri zikredilirken " Kağnı Sahibi Kabileler " den de bahsedilmektedir. ( Esin / 1 ) Kutadgu Bilig'de " Yerken, içerken öküz gibi yedim içtim; / Heva ve heves peşinde tozu dumana kattım." ifadelerinin bulunması öküzün ve kağnının Türk Sosyal Hayatında çok eskilerden beri var olageldiğini göstermektedir. ( Yusuf Has Hacip / 469 ) Öküz ve ona bağlı bilgiler bütün Türk Topluluklarında yaygındır. Prof. Dr. Harun Güngör, Sibirya Türklerinden derlenmiş bir Şaman Efsanesini aktarmış ve Şaman Ruhlarının; ayı, kurt, köpek ve hatta öküz donuna girdiklerini, bunun Hacı Bektaş-ı Veli' nin Velayetname’ sinde geçen don değiştirme anlatımıyla aynilikler taşıdığını belirtmiştir. (Güngör/     )

 

Osmanlı Devlet Adamları arasında Öküz Mehmet Paşa adıyla bilinen bir devlet adamının bulunması, Fatih Sultan Mehmet' in Cenevizlilerden öküz derisi kadar bir yer isteyip, buraya Rumeli Hisarını yaptırmasına dair menkıbe, Osmanlı Toprak Düzeninde öküzün de zikredilmesi gibi konular hatırlanacak olursa öküzün Osmanlı döneminde de yaşatıldığı anlaşılacaktır.

 

Bugün Özbekistan’da hala “Öküz Koşukları” söylenmektedir. Afganistan Türkleri arasında da halk arasındaki adı “Öküz Koşukçu” olan sanatçılar vardır. ( Mirhamza )

 

Öküzün Türk Sosyal Hayatındaki önemli konumuna en güzel örnek, Kurtuluş Savaşında cepheye erzak ve mühimmat sevk edilmesi sırasında binlerce kağnıdan oluşan Kağnı Kolları’nın kullanılmasıdır. Bu konuya geçmeden önce, öküzün efsanelerimizde, destanlarımızda, hikaye ve masallarımızda, şiirlerimizde, türkülerimizde, manilerimizde, fıkralarımızda ve hatta bilmecelerimizde yer aldığını, bu sebeple üzerinde daha fazla durulması gereken bilgiler taşıdığına dikkat çekmek istiyoruz. Mesela; Hakkari -Yüksekova'da öküzlerin üzerine -çıplak bir şekilde, eğersiz, ata biner gibi- binilmesini ( Hasan Küçükyıldız ) Öküz kılığındaki Zeus'a binen Avrupa ile, Artvin - Kafkasör ve başka yörelerimizdeki boğa güreşlerinin mitolojideki şenlik ve toylarla, Dede Korkut Hikayelerinden Boğaç Han Hikayesi'ni İspanya'daki Boğa Güreşleriyle birlikte değerlendirmenin mümkün olabileceğini belirtelim. Kafkasör’e katılan bir yabancı misafir, bu şenliklerde yapılan boğa güreşlerini İspanya’daki güreşlerle karşılaştırarak şunları söylüyordu:” Burada boğa, boğayla güreşiyor. Öldürmek yok. Her şey eşit. Bu çok adaletli. İspanyada böyle değil. Bu yüzden Kafkasör’ü çok sevdim!” ( Bizden Sesler )

http://okuzkitabi.tripod.com/

 

 

 


Tarih: , 13/4/2007 Kategori: Genel
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Turgay ASAN


 

 

M. Turgay Asan, 17.02.1963 ‘de Samsunda doğdu. İlk,orta ve yüksek öğrenimini yine Samsunda tamamladı.

 

Müziğe, ailesinin desteği ile lise yıllarında başladı. Her hangi bir müzik eğitimi almadan kendi gayreti ile gitar çalmayı öğrendi. Lise 2. sınıfta kurduğu “MASENA”isimli rock’n roll grubu ile, (1979) okulların çaylarında - yıl sonu eğlencelerinde çeşitli konserler vererek kendini geliştirmek için çalıştı. Mezuniyetin ardından gelen üniversite maratonu grubun dağılmasına neden oldu. 1983 yılında bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı Vecdi Yücalan ile yeni projelere imza atmak üzere çalışmalara başladı. Sık sık bir araya gelerek yaptıkları provalar sonucunda yeni bir rock grubunun kurulması gerektiğine inanarak eleman arayışına başladılar.

 

Davul’a, bir zamanlar Türkiye’nin en iyi gruplarından biri olan “Egzotik Band”’ın elemanlarından Tarık Özmen’i aldılar. Grupta önemli bir açık olan bas olayını ise Turgay gönüllü olarak üstlendi.  Vokal’e , koyu bir Elvis hayranı olan Ejder Göktürk’ü aldılar. Grubun adı; DREAMS ‘ti…

 

İlk konserler rock’n roll ağırlıklı idi. Daha sonraları grup Hardrock’a yöneldi  ve vokal’e Yaşar Şanlı geldi. Yeni hardrock grubunun adı ise PARANOID olarak değiştirildi. Fakat PARANOID efsanesi fazla uzun sürmedi.

 

1986 yılında, davul’a Tuncay Zigaloğlu, bas’a Tayfun Çubukçu, Vokal’e İbrahim Cantay, gitarda Vecdi Yücalan, klavyeye ise yine gönüllü olarak Turgay Asan geldi. Ve işte OBJEKTİF…

 

Turgay ‘ın Objektif ile birlikteliği 1993 sonlarına kadar sürdü. (Geçen zaman içinde bir ara gruptan ayrılan Turgay daha sonra Bas’çı olarak yeniden gruba katıldı.) Hiç unutamadığı konser ise “muhteşemdi” dediği ODTÜ konseri….

 

1994 yılı, Turgay’ın ilk bestelerinin filizlendiği yıl… ”Korktum ben bu dünyadan nedense…”cümlesiyle başlayan bu şarkıyı ilk kez dinleyen en yakın dostu A. Kadir Hacıoğlu, “Bu iş tamamdır, yeni bir albüme başlıyoruz” sözleriyle olaya damgasını vurdu.

 

“Derin Boşluk” adıyla piyasaya çıkan ilk albümün çalışmaları 1999 yılına kadar sürdü. Albümü, Samsunlu rock grubu “FREKANS” seslendirdi. (Albüm öncesi konserlerini Samsun Gazi Sahnesinde,

Yaşar Doğu Kapalı Spor salonunda, Atakum Belediyesi Kültür salonunda ve Ankara Saklıkent’te gerçekleştirdiler.)  Bu nedenledir ki, grubun adı, TURGAY VE FREKANS olarak lanse edildi.

 

20 Nisan 1999 ‘da piyasaya çıkan albüm, Hammer müzik etiketi ile raflardaki yerini aldı. Albüm kayıtları ise, Kadıköy’deki Stüdyo Forte ‘de toplam 9 günde tamamlandı. Yaklaşık 5.000 civarında satan albüm, reklamsızlık vb. nedenlerle uzun ömürlü olmadı. Zaten Frekans’ın, 20 gün gibi kısa bir zaman dilimi içinde dağılması, olayı kökten bitirdi. (Halen bu albümden hiç haberi olmayan pek çok rock severin varolduğunu biliyoruz….)

 

Frekans ile yollarını ayıran Turgay, daha sonra yeni bir grup daha hazırladı ve bu grupla Saklıkent Rock Station Rock Festivalinde 2 yıl üst üste konser verdi.

 

2003 yılında yeniden çalışmalarına başlayan Turgay, “Yollar Uzak” adını verdiği 8 şarkılık yeni albümünün demosunu hazırladı. İlk kanal kayıt denemesi Samsun Konservatuvarında yer alan “stüdyo ütopya” da yapıldı. Başarılı olmayan kayıtlar daha sonra, yine Samsundaki “Stüdyo On-pa ‘da

1 yıl süren hummalı bir çalışma ile neticelendi. Sonuç yine başarısız oldu. 2 yıl boştan yere uçup gitmişti.

 

Kadir Hacıoğlu’nu da yanına alarak Ankara’ya giden Turgay, Stüdyo Onair ile anlaşarak kayıtlarına başladı. 4 ay sonra biten kayıtların master’ını yanına alarak stüdyo araştırmasına başlayan Turgay,  kendine el verecek bir şirket bulamayınca albümünü piyasaya çıkaramadı. Şu anda bekleme durumunda olan albümün akibetinin ne olacağı halen belirsiz …

http://www.hardrocktr.org/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=656

 

 


Turgay Asan

Saklıkent Rock Station Rock Festivalinden

Videolar:


 

OSMAN : (mix video)

"Henüz çıkmayan albümün en iyi şarkısı..."

http://www.youtube.com/watch?v=fypFAzFRF4g

 

SEFİLLER : (Live)

http://www.youtube.com/watch?v=tlQHzIS8wRw

 

DERİN BOŞLUK : (1.albümden)

http://www.youtube.com/watch?v=vATsa4xbFg8

 

YENİ BAŞTAN: (1.albümden)

http://www.youtube.com/watch?v=EHYgKpOQ998

 

KİN VE NEFRET : (Bu şarkı albüm olarak piyasada yok...)

http://www.youtube.com/watch?v=LtB4LkKKkZ8

 

 

 

 


RÖPORTAJ:

"Serkan Beyde'nin Turgay ile gerçekleştirdiği röportajı."

 

Turgay asan görünmeyeli neler yapıyor; uzun zamandır senden ses seda çıkmıyor?

-Evet, gerçekten uzun zaman oldu. İlk albüm çıktığında, iyi şeyler olacak diye umut ediyordum fakat yapmak istediklerimi tam anlamıyla gerçekleştiremedim ne yazık ki... Albümün piyasaya çıkışından bir ay sonra grubun dağılması, reklâm, tv, radyo, konserler vb. etkinlikleri yapmama engel oldu. Nede olsa oturmuş bir gruptuk ve her şey hazırdı. Acilen hazırladığım yeni grupla, Samsun da, saklıkent rock station rock festivalinde konserlere çıkmış olsak ta tüm bunlar albümü tanıtma çabalarıma yetmedi. O günlerde yanımda olan, dost bildiğim pekçok insan birer birer kaybolup gitti. İyi bir albümdü ama tanıtamadım bir türlü!... Dört yıl piyasadan uzak durdum, neler olduğunu, neler yapmam gerektiğini düşündüm bu süre içinde. Açıkça söylemem gerekirse, küstüm rock dünyasının içindeki bazı insanlara!.. Emek verilerek hazırlanmış bir albümle yola çıktım ama yarı yolda bırakıldım; Çok çabuk unutuldum. Saklıkent'te 3.000 kişinin karşısında şarkılarımı söylerden, insanlar zevkten havalara sıçrayarak ''turgay, turgay'' diye çığlıklar atıyorlardı. Nerde şimdi bu insanlar!..

 

Turgay Asan tarihine değinmiş olursak, bize neler söyleyebilirsin.

-25 yıl oldu ve ben hala müziğin içindeyim. Hiç kopmadım müzikten kolay kolay da kopmam zaten. 1983 öncesini amatör zamanlarım, sonrasını ise profesyonel müziğe geçiş yıllarım olarak söylemek isterim. Sevgili Serkan, senin de bildiğin gibi daha önce Samsun'un en sıkı rock grubuyla birlikteydim; 8 yıl çalıştım bu grupla, kimi zaman bas çaldım, bazen de klavye. Konserlerin sayısını hatırlayamıyorum, çok fazla konsere çıktık o yıllarda... 93'te bu gruptan ayrıldım. 98'e kadar yeni şarkılar ürettim ve ilk albümümü bin bir güçlükle de olsa çıkardım piyasaya.

 

Şimdi Samsun'dasın değil mi?

-Evet, şu anda Samsun'da yaşıyorum.

 

Samsun'da rock müzik nasıl bir yerde?

-İyi şeyler yapmaya çalışan gruplar var. Daha çok black metal ve alternatif rock'a yönelmiş durumdalar. Vakit buldukça konserlerini izlemeye çalışıyorum.

 

''Derin Boşluk'' albümünden sonra Frekans'la yollarınızı ayırmıştınız, daha doğrusu dağılma kararı almıştınız. Bunun nedeni neydi?

-Dağılma kararını ben almadım. Onlar (Frekans, albümün çıkışının ardından, benden ayrılarak, yollarına sadece frekans olarak devam etme kararını çok önceden aralarında anlaşarak almışlar zaten. Bilemiyorum; beklide albümün referansından yararlanmak istediler... Her neyse, sonuçta herkes yaptığıyla kaldı ve ben hala devam ediyorum.

 

Sizin yaptığınız müzikte sert sözler üzerine oturtulmuş heavy bir alt yapı var. Sana göre yaptığınız şey neydi?

-Tarz olarak söylemem gerekirse yaptığım müziğe ''Hard'n Heavy'' diyebilirim. Sözleri, genel olarak sosyal içerikli konular, savaş, aşk, çevre kirliliği, karşıt düşünceler, üzerine yazmıştım. Şarkının rengine göre de müziğini hazırladım. Black Sabbath kökenli olduğum için şarkılarımın alt yapısında klasik rock sound'unu kullanmayı da ihmal etmedim tabii ki. Bazı insanlar, ''70'li yılların müziğini yapmış fakat biz 2000'li yıldayız'' diye yazsa da dergilerine, bu beni fazla etkilemez. Gördüğüm kadarıyla, yeni çıkan rock albümlerinde hala bu tarzı sıklıkla kullanan gruplar var...

 

İleriki zamanlarda belli olan projelerin var mı?

-Şu anda kayıtlarını yeni bitirdiğim bir albüm var. ''O KADAR DÜNYA'' adını taşıyor. 8 çalışma var içinde. 3 şarkı hard rock, diğerleri Türk motifleri ağırlıklı Anadolu rock. (Burada Anadolu rock dedim; fakat bazı kesimlerde Türk Rock olarak nitelendirenler var. Nedense ''Anadolu'' kelimesi onlara ters geliyor) Bu defa çok sert şarkılar yapmadım ve çizgimden de kaydım biraz. Hard'n heavy yaptım kimse iplemedi, şimdi Anadolu rock yaptım bakalım neler olacak !.. Eğer bu sefer de başaramazsam sonraki albüme öyle şarkılar hazırladım ki insanlar tepelerine bomba düştü sanacak.

 

Metale azalan ilgi nedeniyle, dinleyici kesimde daha alternatif tarzlara yöneliyor ve dolayısıyla metale olan ilgi azalıyor. Bu da albüm çıkartmak isteyen gruplarımızı zor durumda bırakıyor. Ki zaten albümleri olan gruplarında albümleri her yerde bulunmuyor. Şirketlerin(Zihni, Hammer...) dağıtım konusunda yetersizlik mevcut. Senin son zamanlarda Metale olan bakış açın nasıl olmuştur?

-Metal müzik hızla çöküşüne devam ediyor bu doğru fakat bunun nedeni sadece şirketler değil; gruplaşmalardır.( Bu sözlerimi her yerde söylüyorum.) İnsanlar farklı grupların peşinden koşuyor. Örneğin, bir festivalde 6 grup sahne alacaksa, her grubun fanları futbol maçlarında olduğu gibi ayrı köşelerde oturuyor. Kendi desteklediği grup sahneye çıkana kadar kimin müzik yaptığını umursamıyorlar bile. Üstelik kendi destekledikleri elemanlar sahneden inince o alanı terk-i diyar ediyorlar ve böylece yeni gelenlere hiç şans tanımamış oluyorlar. Diğer bir neden, neredeyse tamamen batılılara özgü akor ve teknikleri kullanmaları, taklitlerin abartılması. Batılı zaten kendi müziğini yapıyor, ''biz kimin müziğini yapıyoruz !... yine batılıların müziğini.'' Rock sadece müzikte değil beyindedir, felsefede gizlidir, notalarda o felsefenin harfleridir. Baştan aşağı küfür dolu bir şarkının felsefesi nerede gizli acaba, ne verir insanlara, ne anlatır! Neyse ben bu konuya bir girersem sayfalar yetmez herhalde... Sözün özü; İnsanlar bir bardak çayı şekersiz de içebilir ama tuzlu içmesi mümkün değildir...

 

Samsun'da yaşayarak ülkemizdeki rock faaliyetlerini yeterince takip edebiliyor musun? Hiç İstanbul'a taşınmayı düşündün mü?

-Samsun da yaşamak bu faaliyetlerden uzak kalmama neden oluyor tabii ki. Elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum ama yeterli olmadığını söyleyebilirim. İstanbul'a taşınmak her an yapmayı düşündüğüm bir şey ama önümü görmeden yola çıkmak istemem doğrusu.

 

-Eklemek istediğin veya iletmek istediğin şeyler var mı?

-Her zaman barışçı ve rock'çu kalın. Ayrıca, Serkan sana da çok teşekkür ederim; bana içimi dökebilme fırsatı verdiğin için, sağ ol dostum.

Görüşmek üzere...

/Serkan  BEYDE

 

Serkan BEYDE Kimdir? Bkz:

http://www.benimblog.com/profiles/serkanbeyde/

 

 

KAYNAK:

http://turgayasan.rockmekan.com/grup_hakkinda.htm

 


Tarih: , 11/4/2007 Kategori: Genel
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Bir Pazar Günü Toptepe / SAMSUN


 


Tarih: , 10/4/2007 Kategori: AtaSamsunFoto
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Samsun, Hamidiye Çeşmesi



Tarih: , 10/4/2007 Kategori: nostalji
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Türkiye Fransız Ofisi, Samsun 1905


 


Tarih: , 10/4/2007 Kategori: nostalji
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Osmanlı Postaları, Samsun, 24 Kasım 1921


Anatolia: 5pi overprinted “Osmanli Postalari 1337

with misplaced overprint (1337 at the top of the stamp),

 cancelled on fragment by SAMSOUN 24.11.21,

RRR & Sup (see photo)


Tarih: , 10/4/2007 Kategori: nostalji
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Samsun'dan Londra'ya, 1903


Türkiye Fransız  Ofisi

http://cgi.ebay.com/Turkey-France-offices-Six-mixed-covers_W0QQitemZ170070513630QQihZ007QQcategoryZ3514QQcmdZViewItem


Tarih: , 10/4/2007 Kategori: nostalji
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Güllerin Ardındaki Şehir


 


Tarih: , 10/4/2007 Kategori: Genel
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->