Samsun Araştırmaları
Bu Sitede Ara

Hakkımda

İlimiz Samsun ile alakalı her şey; tarih, kültür, edebiyat, siyaset, magazin...



Sivil Kent SAMSUN


Kent Kültürü Arşivi



Samsun Fotoğraf Arşivi



Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv


Kategoriler




LİNK

samsun01
samsun02
samsun03
samsun04
samsun05
samsun07
samsun09
Kent Kültürü



Yakakent ve Alaçam Memleket Mektupları

Köprülü Numan Paşa (1670-1719)


Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’nın büyük oğludur. Demirkapılı Fazıl Süleyman, Kayserili Hafız Ahmet Efendi gibi çağının önde gelen alimlerinden ders aldı. Babasının ölümünden sonra bir süre Köprülü ailesinin vakıflarını yönetti.

 

1696’da ikinci Avusturya seferine katıldı.1700’de padişah II.Mustafa’nın kızı Ayşe Sultanla nişanlandı; altıncı vezir olarak Divan-ı Hümayun’a girdi.Bu tarihten başlayarak Erzurum ve Anadolu beylerbeyliklerinde bulundu.II.Mustafa’nın tahttan indirilmesine yol açan Edirne vakasından (1703) sonra iki kez Eğriboz, iki kez Girit muhafızlığı yaptı.

 

1710’da Ayşe Sultanla evlendi ve beylerbeyi olarak Bosna’ya tayin oldu. Ancak sonra Bosna’ya gönderilmeyerek Belgrat muhafızlığına tayin edildi.

 

Köprülülerin silsile halinde memleket idaresindeki ve de Numan Paşa’nın vilayetlerdeki başarıları dolayısıyla halk tarafından sadareti arzu edilmekteydi. Numan Paşa hakkındaki düşünceleri padişah da duymuştu. Bunun üzerine Sadrazam Çorlulu Ali Paşa’nın azledilmesiyle Numan Paşa 11 Haziran 1710’da sadrazamlığa getirildi.

 

Bu görevde yeterince etkili olamadığı ve adamlarının yolsuzluklarının önüne geçemediği gerekçesiyle iki ay sonra görevden alınarak Eğriboz muhafızlığına gönderildi.1714’de Karadağ’daki ayaklanmayı bastırmakla görevlendirildi.1715’de Belgrat muhafızı, 1716’da Kıbrıs beylerbeyi oldu. Üç ay sonra bu görev de sorumluluğunda kalmak üzere yeniden Bosna serdarlığını gönderildi.Pasarofça Antlaşmasına kadar (21 Temmuz 1718) kaldığı bu sürede Avusturyalıların Bosna’ya yaptıkları saldırıyı durdurmakta ve Zvornik kuşatmasının kaldırılmasında büyük yararlılıkları görüldü. Kendi isteği üzerine yeniden Girit’e gönderildiyse de, adaya geldiğinden kısa bir süre sonra hastalandı ve Kandiye’de öldü.Cenazesi İstanbul’a getirilerek Divanyolu’ndaki Köprülüler türbesine defnedildi.

 

Numan Paşa dürüst, ağır başlı, riya bilmez, doğruluktan ayrılmaz bir insandı. De Ferriol O’nun sadrazamlıktan çok Şeyhülislamlığa yakıştığını yazmaktadır. Silahtar İbrahim Ağa’nın naklettiğine göre, III.Ahmet Numan Paşa’nın geldiğini haber alınca dizlerindeki ipek yorganı bir şal yorgan ile değiştirir, O’nun hazır olduğu bir mecliste adap ve vakar üzere otururdu.Valilikte bulunduğu yerlerde, düşmanlar kendisinden Hoca Paşa diye bahsederlerdi.Memuriyetine ait haslardan (yüksek rütbelilere ait gelir) hiçbir şey almaz, bütün masraflarını babasından kalan mülklerinin geliri ile karşılardı.

 

Numan Paşa ölümünde elli yaşını bile doldurmamıştı, fakat çok vilayet ve sancak gezmiş olduğundan, eyalet idaresinde oldukça tecrübeliydi. Bilhassa kelam ilmi ve hadis ilminde çok derin bir ihtisası vardı.Hz Peygamberin hayatları ile İmam Süheyl bin Abdullah Tüşteri’nin nutuklarını toplayarak birer eser yazmış ve bir de mantık kitabı kaleme almıştır.

 

Kendisinde bir sene sonra vezir olan ve Şeyhülislam Feyzullah Efendi’ye damat olan Abdullah Paşa ile 1718’de aynı rütbeyi elde eden ve zamanın değerli bir şairi olan Esad Paşa Numan Paşa’nı küçük kardeşleriydi.

http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/k_numan_pasa.htm


Tarih: 23:47, 10/3/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa (1644-1702)


 Köprülü Mehmet Paşa’nı kardeşi Mevlevi Hasan Ağa’nın oğludur. 1644’de Vezirköprü’de doğdu. Amcası Köprülü Mehmet Paşa ve amca oğlu Fazıl Ahmet Paşa’nın sadaretinde serbest olarak, bazen İstanbul’da bazen Bulgaristan’da Provodi kasabasında Kozluca köyünde babasının çiftliğinde yaşamıştır. Yeğen, sarhoş, Mevlevi diye de anılır. Hüseyin Bey’e Fazıl Ahmet Paşa sadaretinde Amcazade denildiği için bu lakapla şöhret bulmuştur.

 

Viyana kuşatmasında Vezir-i azamın maiyetinde bulunan Hüseyin Bey’e Viyana bozgununa müteakip Kara Mustafa Paşa’nın katlinden sonra, Köprülü ailesine yakından ve uzaktan mensup olanların gözden düşmeleri üzerine tutuklanıp, serbest bırakıldıktan sonra beylerbeylik verilerek devlet merkezinden uzaklaştırıldı.

 

Bundan sonra Kastamonu sancağı ile Çardak muhafızlığında bulundu.1689’da vezirlikle Boğazhisar muhafızı oldu. 1691’de bir aralık İstanbul kaymakamı oldu ise de sonra tekrar Boğazhisar muhafızlığına getirildi.

 

1694’de Kaptan-ı Derya oldu ve Sakız adasını Venediklilerden geri aldı. 1696’da ikinci defa İstanbul kaymakamlığına 1697’de 5 yıl sürecek olan sadrazamlık görevine getirildi.

 

Karlofça Antlaşması O’nun zamanında imzalanarak 1683’den beri devam eden ve Osmanlı tarihinde “felaket seneleri” olarak anılan 16 yıllık büyük savaşa son veridi.

 

Amcazade Hüseyin Paşa Karlofça’dan sonra çok kötü duruma düşmüş memleketin kalkınması için çalışmış, askeri ve idari ıslahatlar yapmıştır.

 

Amcazade Hüseyin Paşa 4 Eylül 1702’de sadaretten istifa etti. İstifa sebebi Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin bütün devlet işlerine, tayinlere karışması, yakınlarını yüksek görevlere tayin ettirmesi, sadrazam yetkilerine girerek devlet düzenini bozmasıdır. Diğer sebep halasının oğlu Kıblelizade Ali Bey’in bir sultanla gizli ilişki kurduğu iddiası üzerine, padişahın, Hüseyin Paşa’nın yalvarmalarına rağmen genç adamı idam ettirmesidir.

 

Amcazade, sadaretten çekildikten sonra Kumburgaz’daki çiftliğinde on beş gün daha yaşamış ve 23 Ağustos 1702’de vefat etmiştir. Cenazesi İstanbul’a getirilerek Saraçhanebaşı’ndaki medresesinin yanındaki türbesine defnedilmiştir.

 

Amcazade Hüseyin Paşa vefatında altmış yaşlarında olup, devlet işlerine ve memleket ahvaline vakıf ileri görüşlü bir devlet adamı idi. Adam yetiştirmeyi sever meziyetli ve kabiliyetli insanları himaye ederdi.

 

Amcazade’nin İstanbul’da Saraçhanebaşı’nda yaptırmış olduğu meclis, medrese, mektep, kütüphane ve sebili vardır. Mescit sonradan dershane olmuştur. Boğaz içinde Anadoluhisarı ile Kanlıca arasında bir kısmı muhafaza edilmekte olan amcazade yalısı vardır.

 

Tarihçi Halepli Mustafa Naima Efendi meşhur altı ciltlik tarihini Amcazade Hüseyin Paşa’nın emriyle yazmış ve O’na ithaf etmiştir.

http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/k_amcazade.htm


Tarih: 23:44, 10/3/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Köprülü Fazıl Mustafa Paşa (1638-1691)


Köprülü Mehmet Paşa’nın ortanca oğlu, Fazıl Ahmet Paşa’nın kendisinden üç yaş küçük kardeşidir.1638’de Vezirköprü’de doğdu. 4 yaşındayken İstanbul’a geldi. Medresenin bütün kademelerini geçti ve devrinin büyük bilginlerinden biri olarak kabul edildi. Yetişme çağında genellikle ağabeyi Fazıl Ahmet Paşa’nın yanında bulunup birtakım savaşları gördü, tecrübe edindi. Ağabeyi tarafından yönetici olarak yetiştirildi.

 

1680’de eniştesi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın tavsiyesi üzerine yedinci vezir olarak Divan-ı Hümayun’a girdi. Altıncı vezirlik, Viyana seferi sırasında Edirne’de sadaret kaymakamlığı, Silistre beylerbeyliği ve serdarlığı yaptı.1684’de kubbe veziri olarak İstanbul’a geldi. Bir kaç ay sonra üçüncü vezirlik, sonra Çanakkale ve Sakız muhafızlığı yaptı. Eniştesi Abaza Siyavuş Paşa’nın sadrazamlığında sadaret kaymakamlığına tayin edildi. Sultan II.Süleyman tahta geçince, Çanakkale, Hanya, Kandiye ve Sakız muhafızlıklarında bulundu.

 

Fazıl Mustafa Paşa’nın devlet hizmetinde yükselme yılları padişah IV.Mehmet’in saltanatının en bunalımlı dönemine rastlamaktadır.Viyana bozgununu izleyen günlerde sadrazam ve serdarı Ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Belgrat’da idam edilmesi (25 Aralık 1683) olayından Budin ve Atina’nın düşmesine değin geçen süre içinde devlet hayli yıpranmış, içte ve dışta devletin otoritesi zedelenmişti.IV.Mehmet’in, saltanatının son günlerinde sadrazam kaymakamlığına getirdiği Fazıl Mustafa Paşa, 39 yıldan beri hükümdar olan padişahı kansız bir şekilde tahttan indirmeyi başardı. Bu tarihten sadrazam oluncaya kadar geçen iki yıl boyunca Osmanlı Devletinin toprak kaybı sürdü. Batuçina ve Niş bozgunlarından sonra Alman orduları, Makedonya, Arnavutluk ve Bulgaristan’ı tehdit etmeye başlamıştı. II.Süleyman’ın Edirne’de topladığı saltanat şurası (Padişahların huzurunda yapılan danışma toplantısı) ordu, hükümet ve halk üzerinde otoriteyi sağlayabilecek tek kişinin Köprülü Fazıl Mustafa Paşa olduğuna karar verdi.

 

Sakız muhafızlığından Edirne’ye gelen Fazıl Mustafa Paşa, padişahtan, IV.Mehmet’in babasına ve ağabeyine tanıdığı geniş yetkilerin kendisine de verilmesini istedi.II.Süleyman bu isteği kabul etti. Bu durum daha ilk adımda içerdeki zorbaları ürkütüp sindirdiği gibi, Avrupalıları da telaşlandırdı.

 

Elli bir yaşındaki sadrazam ilk iş olarak vergi sistemindeki adaletsizliği ortadan kaldırarak, düşük ayarlı sikke kesiminin önüne geçti. Yolsuzlukla elde edilmiş servetleri hazineye alarak ordu ve devlet örgütünde etkili değişiklikler yaptı. Bu kadarla kalmayarak Köprülü ailesine ait saraylardaki altın ve gümüş eşyayı da darphaneye göndererek sikke kestirtti ve bu sikkeleri devlete bağışladığı gibi, padişahın da aynı şekilde davranmasını sağladı.

 

Böylece hazineyi güçlendirdikten ve gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra 13 Temmuz 1690’da Edirne’den sefere çıkan Fazıl Mustafa Paşa, birkaç ay içinde Vidin, Niş, Semendire ve Belgrat’ı geri aldı.Özellikle Belgrat kalesinin bir hafta gibi kısa bir zamanda fethedilmesi büyük yankı uyandırdı. Kırımlı Kazaklar Rusya içlerini alt üst ederken Türkler de Vardar’dan Drava’ya kadar 60.000 kilometre kareden geniş bir araziyi Avusturyalıların elinden aldılar.

 

Kış aylarını ordunun eksikliklerinin tamamlanması için İstanbul’da geçiren Fazıl Mustafa Paşa, Haziran 1691’de Erdel’i geri almak için ordunun başında İstanbul’dan ayrıldı. Yola çıkmadan önce II.Süleyman’ın hastalığını fırsat bilip IV.Mehmet’i yeniden tahta oturtmak isteyen bazı ulemayı tutuklattı. Orduyu uğurlamak için İstanbul’dan Edirne’ye gelmiş olan padişah, 8 gün sonra öldü. Fazıl Mustafa Paşa hükümdarın ölüm haberini Filibe’de aldı.28 Haziran’da Sofya’ya gelen serdar-ı Ekrem’e Anadolu beylerbeyi Bekir Paşa’yla Macar Kralı Tökeli de askerleriyle katıldılar. Belgrat’a gelen Fazıl Mustafa Paşa Kırım kuvvetlerinin henüz gelmemesine karşın orduyu Sava’nın karşı kıyısına geçirdi. Tuna’nın sağ kıyısında bir köy olan Salankamen’de Baden Prensi Ludwig Wilhelm’in komuta ettiği Avusturya kuvvetleriyle yapılan savaşta 53 yaşındayken şehit düştü. Bütün aramalara rağmen cesedi bulunamadı. Düşmanın da önemli kayıplara uğradığı bu savaş, Osmanlı-Avusturya savaşlarının önemli bir aşaması oldu ve Osmanlı Devleti ise, işleri düzene koymak üzere olan güçlü bir vezirini kaybetti. Fazıl Mustafa Paşa’nın Numan, Abdullah ve Esad adlarında üç oğlu vardı.

 

Fazıl Mustafa Paşa açık sözlü, riyadan hoşlanmayan bir insandı; idareyi ele alır almaz hükümeti ve orduyu işe yaramayanlardan derhal temizlemiş, Rumeli’deki gayri Müslimlerin yer yer ayaklanıp düşmana yardım etmelerinin sebebini vergilerin tahammül edilemez ağırlıkta olduğunu görerek onları hafifletmiş, ticarete serbestlik vermiş ve bu sayede devletin iç asayişini temin etmiştir.

 

Boş vakitlerinde araştırmalar yapar veya ulema ile görüş alışverişinde bulunurdu. Hatta sefer vakitlerinde bile fırsat buldukça okurdu. Hadis ilminde ihtisas sahibi idi; İstanbul’da Süleymaniye ile Vefa arasındaki konağı yanında bir kütüphane yaptırmış olup bir çok alim oraya gelip kitaplarından istifade ederlerdi. Süsü ve gösterişi sevmezdi; cesur ve atılgandı; cömert olup ağabeyi Fazıl Ahmet Paşa gibi askerin gönlünü hoş eder ve hizmeti görülenlere kendi kesesinden de bol bol bahşiş verirdi. Belgrat kalesini zaptettikten sonra kuşatma esnasında askere verdiği bahşişlerden başka, ocaklara kendi malından 70.000 kuruş bahşiş dağıtmıştır.

http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/k_fazil_mustafa_pasa.htm

Tarih: 23:41, 10/3/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Köprülü Mehmet Paşa (1575-1661)


18. Asır Osmanlı Sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa (1575-1661)

 


Vezirköprülü Paşalar

KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA (1575-1661)

KÖPRÜLÜ FAZIL AHMET PAŞA (1635-1676)

FAZIL MUSTAFA PAŞA (1638-1691)

AMCAZADE HÜSEYİN PAŞA (1644-1702)

NUMAN PAŞA  (1670-1719)


Köprülüler ailesine adını veren Mehmet Paşa, 18.asır Osmanlı sadrazamlarındandır. Arnavut asıllı olup, kendisinin Edirne’de düzenlettirdiği vakfiyesinde Arnavut Belgrat’ının (Berat) Ruznik kasabasından olduğunu söylemektedir.

 

Köprü voyvodası (ağa, reis, yönetici, tahsil memuru) Yusuf Ağa’nın kızı olan eşi Ayşe hanım Amasya’nın Köprü kasabasında doğmuş olup, Mehmet Paşa da görevsiz zamanlarını orada geçirdiği için kendisine Köprülü denilmiştir. Kasabaya sonradan Vezirköprü denilmesi Mehmet Paşa ile bu münasebeti dolayısıyladır.

 

Genç yaşta gittiği İstanbul’da saray hizmetine girdi. Buradaki ilk görevi hassa aşçıları neferliği oldu. Daha sonra büyük odalı zümresine (saray adap ve erkanının öğrenildiği yer) daha sonra hazine-i amire (devlet hazinesi) hademeliğine geçti.Geçimsizliği ve itaatsizliği yüzünden sipahilik görevi ile saraydan çıkarıldığında 40 yaşını geçmişti.

 

Sadrazamlığa getirilen koruyucusu Boşnak Hüsrev Paşa’nın hazinedarlığını yaptı, onun katlinden sonra (1632) da bazı voyvodalıklarda, sekiz ay kadar da Amasya’da sancak beyliğinde bulundu. İstanbul’a dönüşünde ihtisap ağalığı (belediye işleriyle görevli memur) tophane nazırlığı, sipahiler ağalığı, cebecibaşılık (harp aletleri levazımı yapan sınıfın amiri) gibi çeşitli görevler üstlendi. Çorum sancakbeyi olarak katıldığı Bağdat seferinde (1638-1639) yaralandı, bu sırada Serdar-ı Ekrem (başkomutan) ve sadrazam Kemankeş Mustafa Paşa’nın hizmetine girdi.

 

Kara Mustafa Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirilen Sultanzade Semin Mehmet Paşa tarafından Trabzon beylerbeyliğine atandı. Azlinden sonra (görevden alınma) bir süre boşta kaldı, yedinci hasekiye (padişahın gözdesi, eşi) paşmaklık olarak verilen (padişah eşlerine verilen toprak) Şam eyaletinin mütesellimliğine (yönetici) getirildi.(1647) O sırada isyan eden Sivas valisi Varvar Ali Paşa üzerine Karaman valisi sıfatıyla gönderildi, tutsak düştüyse de İpşir Mustafa Paşa tarafından kurtarıldı. 1648-1656 tarihleri arasında Köstendil, iki kez de Trablusşam valiliği yaptı. Mehmet Paşa’nın görevde geç yükselmesinin sebebi, tahsili olmaması ve sarayın “Birun” denen dış hizmetlerinde kullanılması idi.

 

Sultan İbrahim’in tahttan indirilerek (1648) yerine 7 yaşındaki oğlu IV.Mehmet’in (avcı Mehmet) padişah olması, Çanakkale Boğazı önlerinde Osmanlı donanmasının bozguna uğraması sonucu Bozcaada, Semadirek, Limni adalarının Venedikliler tarafından ele geçirilmesi gibi olaylarla geçen bu dönem, Osmanlı devletinin en karışık ve huzursuz dönemlerinden biridir. Anarşi, rüşvet, zorbalık, kısa aralıklarla yapılan sadrazam değişiklikleri valide Hatice Turhan Sultan’ın (padişahın annesi) saltanat naibi (padişah vekili) sıfatıyla gösterdiği çabalara karşın devleti zayıflatmış bulunuyordu. Bu dönemde Osmanlı devletinin en çok ihtiyaç duyduğu şey huzur ve istikrardı.

 

Tecrübeli danışmanların şiddetli tavsiyeleri ile, devleti tek başına idare etmek ve valide Turhan Sultan’ın işe karışmaması şartıyla, tecrübeli ve yaşlı vezir Köprülü Mehmet Paşa Eylül 1656’da sadrazamlık makamına getirildi. Böylece Turhan Sultan devleti Köprülü ailesine teslim etmekle, kendisiyle birlikte Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatına da son vermiştir.

 

Sadrazamlığa getirildiğinde yaklaşık 80 yaşında olan Köprülü bu görevi kabul etmek için, o güne değin hiçbir vezirin aklından bile geçirmediği ölçüde geniş yetkiler istedi.(1652-1656 tarihleri arasında 10’a yakın sadrazam değişikliği olmuştur) Yaptıklarına asla müdahale edilmeyecek, hakkındaki şikayetler kendisi dinlenmeden değerlendirilmeyecek, atamalara ve azillere karışılmayacaktı. Bu şartların hepsini kabul eden Turhan Sultan Boynueğri Mehmet Paşa’dan aldığı mührü hümayunu (padişah mührü) Köprülü’ye verdi(1656). Bu tarih Osmanlı tarihinin dönüm noktalarındandır, çünkü en az 8 yıldan beri devam eden iktidar krizi bitmiş oluyordu.

 

Köprülü Mehmet Paşa sadrazamlığının ilk aylarında sert önlemlerle iç kargaşayı bastırdıktan sonra 1657 Haziran ortalarında donanmayla Çanakkale’ye geldi ve boğazı kapatan Venedik donanmasına saldırdı. Türklerin “kör kaptan” dedikleri amiralleri Mocegino’nun öldürülmesi üzerine Venedikliler Çanakkale Boğazı’nı açmak zorunda kaldılar. Bozcaada ve Limni geri alındı.

 

İsyan eden Erdel prensinin üzerine yürüdü ve Balkanlarda önemli başarılara imza attı. Uyvar fethedildi ve Erdel yeniden Osmanlı Devletine bağlandı. Arkasından Anadolu Beylerbeyilerin de desteklediği ve tamamen sadrazamı hedef alan Celali isyanı başladı. 31 paşanın idamıyla sonuçlanan bu isyanı bastırdı ve Anadolu’da Celali isyanlarının sonunu getirdi.1659’da Kırım Tatarları ile birlikte Rus ordusunu dağıttı.

 

Köprülü Mehmet Paşa’nın sadaretinde, devletin bünyesinde görülen çalkantılar ve isyanlardan ümide kapılan Fener Rum Patriği III.Partemies, Eflak voyvodası Konstantin’e halkı isyana hazırlamasını isteyen bir mektup göndermiş ancak mektubu götüren ulak yakalanmıştı. Köprülü tahkik için Patrik’i huzuruna çağırıp mektubunu göstermiş ve ne yapmak niyetinde olduğunu sormuştur. Patriğin niyeti anlaşılmakla birlikte Patrik Parmakkapı’da asılmıştır. Köprülü gösterdiği şiddet ile hem rakipleri arasında şiddet salmış, hem de Patriğin asılmasıyla halk arasında sevgi kazanmıştır.

 

Sadarete geldiği zaman, etrafındakilere devletin kendisinden, gösteriş değil hizmet beklediğini ifade eden Köprülü, hayatının sonuna kadar bu düstura sadık kalmıştır. Köprülü, devleti içine düştüğü kötü durumdan kurtarmış olmakla beraber, tarihçiler tarafından merhametsizliği dolayısıyla tenkit de edilmiştir. Rakiplerini ezmiş, isyan ruhunu Anadolu’da yok ederek en büyük Celali isyanına son vermiştir. IV.Murat’ın ölümünden sonra her bakımdan bozulan idareyi derleyip toparlamış, iç ve dış düşmanları sindirmiş, devlet otoritesini ve itibarını yeniden tesis ederek şan ve şöhret kazanmıştır. Kendisinden önce peş peşe gelen sadrazamların hiç biri bu önemli işlerin üstesinden gelebilecek kapasitede değildi. Köprülü bu boşluğu kapatarak devlete büyük hizmetlerde bulunmuştur. Köprülü Mehmet Paşa icraatlarında IV.Murat’ı kendisine model alarak, Osmanlı Devleti’ne Kanuni devrini adeta yeniden yaşatmıştır.

 

Hayatının sonlarına doğru patlak veren ve İstanbul’un hemen hemen üçte birini kül eden yangın felaketini (24 Temmuz 1660) izleyen kıtlığın ve salgın hastalıkların yeni felaketlere yol açmasını önlemiştir.

 

Köprülü Mehmet Paşa 5 yıldan biraz fazla sadrazamlık yaptıktan sonra 30 Ekim 1661 günü Edirne’de öldü. Cenazesi İstanbul’a getirilip Divanyolu’nda yaptırmış olduğu külliyedeki türbesine gömüldü. Yerine vasiyeti üzerine büyük oğlu Fazıl Ahmet Paşa sadrazamlığa getirildi.

 

           Devlet-i Han Mehemmedde Mehemmed Paşa

           Beş sene on gün üç ay oldı vezir-i azam

           Ahdiya oldı vefatına bu mısra, tarih

           Köprili mülk-i adem köprisine basdı kadem 1072 H

 

kıtasıyla sadaret müddeti ve vefat tarihi türbesinde gösterilmiştir.

 

Köprülü hayır işlerine de büyük önem vermiştir. Anadolu’da ve Rumeli’de cami, mescit, mektep, hamam ve dükkanlar yaptırıp; bunlar için mülk köylerinin bütün hasılatını vakfetmiştir. Döneminde yaptırılan bazı eserler şunlardır:

 

Yanova: Cami, mektep, dükkanlar, Körös nehri üzerinde değirmen.

Turhal: Han

Vezirköprü: Çeşme, namazgah, su yolu.

Lefke: Karaoğlan-Beli denilen yerde cami, mektep, han.

Şam: Cisr Şugur’da cami, mescit, mektep, han.

Gümüşhacıköy: Cami, mektep, han.

Bolu sancağı: Taraklı kasabasında cami ve mektep.

Hendek ile Sapanca arasında uzun bir köprü. 

http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/k_mehmet_pasa.htm

 


Tarih: 23:36, 10/3/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Vezirköprü (Gedekarası)


Şehzade ve Paşaların Sayfiye Yeri Vezirköprü'de

Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa'nın Evi

 

Büyük Selçuklu Devleti ve Bizanslılar arasında geçen mücadeleler sırasında tekrar tahrip olan şehir Malazgirt muharebesinden sonra Danişmendlilerin eline geçmiş, Selçuklu Sultanı Mesud’un şehri Danişmendlilerden almasından sonra Sultan Mesud tarafından 1160 yılında Gedekara  kasabası  adıyla  yeniden  kurulmuştur. Tarih boyunca bir çok olaylara sahne olan ve zaman  zaman  yıkılıp  yeniden kurulan kasaba Köprülü  Mehmet   Paşa  zamanında bugünkü  halini  alarak  Vezirköprü ismini aldı. 

 

Evliya Çelebi’ye göre Vezirköprü o zamanlar şehzade ve paşaların sayfiye yeri halinde idi. Vezirköprü ilçesi daha sonra Celali çeteleri tarafından tahrip edilmiş, şehri sık sık basan eşkıya çetelerinden korunmak için halk Taşkale ve Toprakkale isimleri verdikleri kaleleri yaparak sığınmışlardır. Bu kalelerin yerinde bu gün mahalleler kurulmuştur. Köprülü Mehmet Paşa’nın tamirleriyle ayağa kalkan şehir, idari bakımdan Sivas Beylerbeyliğine bağlı Amasya Mutasarrıflığı içinde iken 1925 yılına kadar Amasya’ya bağlı bir ilçeydi. 1925 yılından itibaren ise Samsun iline bağlı ilçe merkezi haline gelmiştir.

http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/tarihce.htm

 


Tarih: 23:33, 10/3/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Vezirköprü 1935


 

 


Tarih: 22:41, 4/3/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Alanşeyhi Köyü Vezirköprü / SAMSUN


Ata toprağından gelen özel istek üzerine. Tüm köy halkına selam olsun.

 

 

KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Alanşeyhi Köyü adını geçmiş yıllarda köyde yaşayan bir şeyhten almıştır. Bu şeyhin köyün ortasında bir türbesi bulunmaktadır.

 

Vezirköprü’ye bağlı, orman köyü niteliğindedir. Çayır, Gölyeri, İmam Deresi, Hopderesi ve Kise mahallerinden oluşan bir yerleşim yeridir. Şehir merkezine uzaklığı 38 km’ dir. Daha önce asfalta uzaklığı 9 km iken şu an asfalt köye kadar gelmiştir. Batısında Sarıdibek, doğusunda Öğürlü, kuzeydoğusunda Beşpınar köyleri bulunur.

 

Köyün tarihi eskiye dayanmaktadır. Ancak bu konuda bize bilgi verebilecek canlı ya da yazılı bir kaynak bulunamamıştır. Tarihi esere de rastlanılmamıştır. Köyün kuruluşundan bu yana Trabzon ve Kunduz eteklerinden köye göç geldiği söylenegelmektedir.  

 

Köyün hane sayısı 170 civarında olup, evler genellikle ahşap ve betonarmedir. Köydeki evlerin alt katlarında ahır bulunur. Üst katlar da konut olarak kullanılır. Evler genellikle dağınıktır.

 

NÜFUS VE HANE SAYISI

Köyde yerleşik olarak yaşayan 1400 kişi vardır. Kadın ve erkek sayısı hemen hemen eşittir. Çocuksuz aile yoktur. Evlenen erkeğin evden ayrılmamasından dolayı büyük aile özelliği göstermektedir.

 

Köyde ekenek alanın ve iş sahasının azlığından dolayı yaz aylarında Ankara ve Eskişehir gibi çalışma imkanına sahip illere göç olur. Bu da mevsimlik nüfus değişimini getirir.

 

BAŞLICA GEÇİM KAYNAKLARI

Köyde, ceviz, mısır, şeker pancarı, buğday ve çeşitli meyve ve sebze üretimi yapılmaktadır. Şeker pancarı ekimi köyde üretim yönünden gelir getirmektedir. Köyde suyun bulunması tarım ürünlerinin gelişimini olumlu yönde etkilemektedir.

 

Köy merkezinde büyük çapta bir iş yeri yoktur. Ama köyde elektrik işlerinden anlayan bir kişi, bir atölye ve 5 adet bakkal bulunmaktadır.

 

OKUL-CAMİ-ÇEŞME-SAĞLIK EVİ-SAĞLIK OCAĞI

Köyde sağlık kuruluşu yoktur. En sağlık kuruluşu Göl Sağlık Ocağıdır. Yeni doğan çocukların ve hamile kadınların kontrolleri bu kuruluş tarafından yapılmaktadır.

 

Ayrıca köyde 4 tane camii bulunmaktadır. Alanşeyhi Merkez Camii, Cuma Camii, Gölyeri Mah. Camii ve İmamderesi Mah. Camiidir. Cuma namazları Cuma Camiinde kılınır.

 

EĞİTİM VE ÖĞRETİM DURUMU

Köyde Gölyeri Mahallesinde ve Çayır Mahallesinde birer tane olmak üzere iki adet okul bulunmaktadır. Devlet tarafından yapılan Alanşeyhi Çayır İlköğretim Okulu 1987 yılında hizmete girmiştir.

 

Alanşeyhi Çayır İlköğretim Okulu’nun iki dersliği ve 2005-2006 öğretim yılı itibariyle üç öğretmeni bulunmaktadır. Bu okulda ikili öğretim yapılmaktadır. 1. sınıf müstakil, 2. ve 3. sınıflar, 4. ve 5. sınıflar birleştirilmiş olarak eğitim öğretime devam etmektedir. Okulun bir lojmanı vardır ve okulla yan yana aynı çatının altındadır.

 

Gölyeri Mahallesi’ndeki okul ise 2004 yılında hizmete açılmıştır ve 8 dersliklidir. Bu okulda normal öğretim yapılmaktadır. Çayır İlköğretimin 6.7. ve 8. sınıfları ile İmamderesi Mahallesi öğrencilerinin tamamı bu okula taşınmaktadır.

 

 GELENEKLER

Köyde evlilik görücü usulü ile yapılır. Kızların gelinlik giydirme geleneği yoktur. Düğünler genellikle yemekli yapılır. Bayramlar sevinç ve coşku içinde kutlanır. 

http://www.vezirkopru.gov.tr/kurumsal/koyler/alanseyhi.htm

 


Tarih: 18:54, 24/2/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

Vezirköprü İlçemizden Bir Görüntü


www.vezirkopru.gov.tr

 


Tarih: 17:55, 22/2/2007 Kategori: Vezirkopru
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->